TeleSağlık 2018-08-23T20:04:29+00:00

Tele Sağlık

Sanayileşme ile birlikte gelen çevre kirlenmeleri, dengeli ve doğal olmayan yaşam tarzı beraberinde birçok kronik hastalığı getirmiştir.

Kronik hastalıklar için risk faktörleri, sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, stres ve hareketsiz yaşam tarzı…

Dünyada en önemli halk sağlığı sorunu olarak kabul edilen kronik hastalıklar, ülkemizde gerçekleşen ölümlerde önemli bir yer tutuyor. Türkiye’de özellikle yoğun sigara tüketimiyle sağlıksız beslenme, stres ve hareketsiz yaşam tarzının yol açtığı kronik hastalıklar, önemli bir halk sağlığı sorunu olarak varlığını sürdürüyor. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan 16 Şubat 2006 tarihli kronik hastalıklar raporuna göre ülkemizde yaklaşık 22 milyon kişi kronik hastalıkların etkisi altında yaşıyor ve kronik hastaların sayısında artış gözleniyor.

Erken ölümlere yol açan ve kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kronik hastalıklardan korunmanın, alınacak koruyucu önlemler ile mümkün olacağına dikkat çekiliyor. Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişinin yüksek tansiyon, 4 milyon kişinin de şeker hastası olduğu belirtilerek, yaklaşık 3 milyon KOAH ve 2 milyon koroner kalp hastasının yaşadığı ifade ediliyor.

Herhangi bir kronik rahatsızlığı bulunan hastanın her zaman gözetim altında bulunması sağlık değerlerinin doktor tarafından izlenmesi gerekiyor. Aynı zamanda normal yaşamına devam etmek durumunda olan bu hastaların bakımlarının yapılabilmesi ve değerlerinin izlenebilmesi için çeşitli sağlık kuruluşları ve belediyeler, başta “EVDE BAKIM” olmak üzere değişik yollar izleyerek hizmet ulaştırmaktadır.

.

.

Kronik Hastalık Tanımı

  • Kronik hastalıklar yavaş ilerleyen, 3 ay ve daha uzun süreli, birden fazla risk faktörünün neden olduğu, genellikle komplike bir seyir gösteren ve kişinin yaşam kalitesini etkileyen hastalıklardır.
  • Kronik hastalıklar sadece hastanın yaşam kalitesini değil, hasta yakınlarının yaşamlarını da son derece olumsuz etkilemekte, hasta yakınlarının gerek iş yaşamlarını gerekse psikolojik yaşamlarını bazen profesyonel destek alma durumuna kadar getirdiği birçok vakada görülmektedir.
  • Bu hastalıklar tüm dünyada, gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin tümünde, ölüm nedenlerinin başında yer almaktadır.
  • Dünyada ve Ülkemizde Sağlık harcamalarının ve sağlık tesisi kullanımının büyük bir kısmı (%60-80) bu hastalıkların bakım, kontrol ve tedavisi için yapılmaktadır.

Dünyada Kronik Hastalıklar Sorunu

  • Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporlarına göre kronik hastalıklar dünyada tüm ölümlerin %63’ünden (57 milyon kişi) sorumludur.
  • Bu ölümlerin 36 milyonu kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, kanser ve kronik solunum yolları hastalıklarına bağlıdır.
  • Kronik hastalıkları olan kişilerin %80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır. Ölümlerin %50’si 70 yaş ve altındadır.
  • Bu hastalıkların görülme sıklığı ve ölüm oranları kadın ve erkeklerde eşittir.
  • Kardiyovasküler ve diyabete bağlı ölümlerin %80’i, KOAH’a bağlı ölümlerin ise yaklaşık %90’ı düşük ve orta gelirli ülkelerde olmaktadır.

WHO  Kronik Hastalıklar Raporu

  • Kardiyovasküler Hastalıklar (WHO Fact sheet N°317 Updated March 2013); – 2008 yılında dünyadaki ölümlerin %30’u (17.3 milyon) KVH bağlı olmuştur. Bunların 7.3 milyonu koroner kalp hastalığı, 6.2 milyonu ise inme nedenlidir. Dünyadaki ölümlerin %16.5’i (9.4 milyon) hipertansiyona bağlıdır.
  • Diabet (WHO Fact sheet N°312 Updated March 2013) – Dünyada 347 milyon diabetli vardır. 2004 yılında yaklaşık 3.4 milyon kişinin diabet nedeni ile öldüğü tahmin edilmektedir.
  • KOAH (WHO Fact sheet N°315 Updated November 2012) – 2004 yılında yaklaşık 64 milyon dünyalının KOAH’lı olduğu tahmin edilmiştir. 2005 yılında dünyadaki tüm ölümlerin %5’i (3 milyondan fazla) KOAH nedeni ile olmuştur.

Kronik Hastalıklar-Türkiye Raporu

22 milyon kişi kronik hastalıkların etkisi altında

– Hipertansiyon    15 milyon kişi

– Diyabet  4 milyon kişi

– KOAH 3 milyon kişi

– Koroner kalp hastalığı 2 milyon kişi

Türk Hipertansiyon Prevalans Çalışması “PatenT2”

  • Prevalans 30.3 (31.8)* • Farkındalık 54.7 (40.0)
  • İlaç tedavisi alan 47.5 (31.0) • Kontrol altında olanlar – İlaç tedavisi alanlarda 53.9 (20.0) – Tüm hipertansiflerde 28.7 (8.0)

* PatenT 2005 verileri

Türk Hipertansiyon Prevalans Çalışması, PatenT2, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği, 2012

 

“TURDEP 2”

  • Diyabet oranı %13.7 (6.5 milyon erişkin)
  • Pre-diyabetik oranı %28.7 (13.8 milyon erişkin)
  • Obez nüfus %31.2 (15.2 milyon erişkin)

İ. Satman ve Turdep 2 Çalışma Grubu, Türk Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, 2010

 

Türk Toraks Derneği, KOAH 2010 Rehberi Önemli Noktalar

  • KOAH geçmişteki tanımlama sorunları nedeni ile hakkında yeterli epidemiyolojik verilerin olmadığı bir hastalıktır.
  • Hastalık yeterince bilinmemekte, yeterince tanı almamakta ve yeterince tedavi edilmemektedir. • Dünyada KOAH’lı hastaların ancak %25-40’ı, ülkemizde ise %8.4’ü KOAH tanısı almaktadır.
  • KOAH en önemli ölüm nedenleri arasında dünyada 4., Türkiye’de ise 3. sıradadır.
  • BOLD çalışmasına göre dünyada 40 yaş üstü yetişkinlerde KOAH prevalansı %20, Türkiye’de BOLD Adana pilot çalışması sonucuna göre %19.1 dir.
  • Sağlık Bakanlığı ve TTD ortak projesi “Türkiye Kronik Hava Yolları Hastalıklarını Önleme ve Kontrol Programı”

Türkiye’deki Kalp Yetersizliği Prevalansı ve Öngördürücüleri: HAPPY Çalışması

  • Kalp yetersizliği prevalansı %2.9 (6.9)* • Asemptomatik SV disfonksiyonu %4.8 (7.9)
  • Yaklaşık 5 milyon >35 yaş erişkin

* Modelleme ile tahmini prevalans

Değertekin M, et.al. Türkiye’deki kalp yetersizliği prevalansı ve öngördürücüleri: HAPPY çalışması, Türk Kardiyol Dern Arş – Arch Turk Soc Cardiol 2012; 40:298-308

Kronik Hastalıkların Kontrolünde Neden Telesağlık

Kronik hastalıklar direkt ve devamlı takip gerektiren rahatsızlıklardır. Hastanın sürekli doktor gözetiminde olması, verilerindeki değişikliklerin bire bir gözlenmesi, yerinde ve yeterince müdahalede bulunulması bu konuda yıllara sâri Tıp insanlarımızca yayınlanmış birçok makaleden de görüldüğü üzere önem arz ediyor.

Çeşitli sebeplerden dolayı kontrolleri düzenli yapılmayan hastaların, rahatsızlıklarının seyrindeki ani değişikliklere müdahale edilmemesi hastalığın çok çabuk ilerleyerek ağırlaşmasına ve daha önemlisi gelmesi beklenenden çok daha kısa sürede yoğun bakım aşamasına gelmesine sebep olmaktadır. Bu aşamaya gelen bir hastanın yoğun bakım ve klinik bakım maliyetleri kurumların karşısına büyük gider kalemleri olarak çıktığı gibi hastanın da yaşam kalitesini yitirmesine hatta erken zamanda hayatını kaybetmesine sebep olmaktadır.

Kronik rahatsızlığı olan hastalar her ne kadar bir yönleri ile hastane, doktor, ilaç ve bakıma bağlı iseler de bir yönüyle de hayata dönerek kendi işlerini sürdürmekte olan insanlardır. Bu itibarla kronik rahatsızlıkları olan hastaların normal hayatlarını sürdürmenin yanı sıra tedavilerini ve kontrollerini de devam ettirmeleri gerekmektedir.

Kronik rahatsızlığı olan bir hastanın sürekli hastaneye gidip gelecek olması hem kendisi hem bütçesi hem hasta yakınları hem de sürekli hizmet vermek zorunda olan klinikler için oldukça uzun sürebilecek sıkıntılı ve maliyetli bir süreçtir.

Türkiye’nin bu konuda hizmet veren sağlık kurumları Gerek il sağlık müdürlükleri aracılığı ile Sağlık Bakanlığımız, gerekse Özel hastane ve sağlık hizmeti veren şirketler Evde bakım konusunda ciddi çalışmalar ortaya koymaktadırlar.

Ancak yapılan evde bakım çalışmaları Kronik hastalıklar bakımından istenilen sonuçları vermemektedir.

Oysa; Örneğin bir kronik kalp hastasına değişen semptomlara zamanında müdahale edilmediği takdirde 3 – 4 gün içerisinde yoğun bakım hastası durumuna gelebilmektedir.

Bu durum tüm sağlık kurumlarımızda gereksiz klinik muayeneleri ve gereksiz yoğun bakım ünitelerinin kullanımını beraberinde getirmektedir.

Dünyanın birçok ülkesinde uygulanmakta olan elektronik kronik hastalık evde bakım sistemleri ile bu durum oldukça çarpıcı sonuçlar alınarak, bakım sürecinde kullanıldığı görülmektedir.

Böyle bir tasarruf hiç kuşkusuz ülkemizin sağlık sisteminde hatırı sayılır bir rahatlama sağlayacaktır.

Dünyada ve Türkiyede Telesağlık alanında Mevcut Durum

Telekomünikasyon teknolojisinin gelişimi ile birlikte telefonlaşma yöntemi ile başlayıp, yaşamımıza giren. Kronik rahatsızlığı olan hastaların evde bakımında ve izlenmesinde birçok problemi ortadan kaldıran, yeni imkanlar sağlayan, hasta, hasta yakınları, klinikler ve gider kalemleri için yeni çözümler sunan, haberleşme altyapısının gelişmesine paralel olarak gelişmesini hızla sürdürüp bu günkü halini almış sağlık yönetim sistemleridir.

1. Nesil Telesağlık Sistemleri

1.Nesil Telesağlık sistemleri neredeyse telefonun yaygın olarak kullanılmaya başladığı dönemden beri başvurulan bir tele sağlık sistemidir. Bazı sağlık kurumlarında çağrı merkezlerinin kurulmaya başlaması ile hayata geçmiş fakat geçmişte de günümüzde de sadece hastanın kişisel doktoru ile iletişim kurmasına imkan veren bir sistem olduğu için kitlelere hizmet verememesi sebebiyle, hastaneler ve klinikler için tercih edilmeyen bir yöntemdir. Bu sebeple Tele sağlık alanında kitlesel çözüm arayışlarına devam edildi.

2. Nesil Telesağlık Sistemleri

2.Nesil Telesağlık Sistemleri internetin günlük yaşamımızda kullanılmaya başladığı dönemlerde ortaya çıkmış bir sistemdir. Evde ya da işyerinde hasta vital ölçümlerini yapar, veriler bluetooth aracılığı ile bir modeme aktarılır ve modem üzerinden internet bulutuna çıkılarak klinik sunucularına bilgi aktarılır. Bu yöntem halen günümüzde pek çok klinikte kullanılmakta olan bir yöntemdir. Fakat bu yöntemin kullanıldığı kliniklerde sadece vital ölçüm alındığı için, yanında semptom sorguları olmayan bir ölçüm hastayı izleyen hekime yeterli bilgi vermemektedir. Bu yüzden semptom sorguları için her ölçüm sonrası çağrı merkezinden bir hemşirenin hastayı arayarak semptom sorgulama formunu hasta ile görüşerek doldurmak zorunda kalmaktadır.

Böyle bir yöntemde günlük iletişim kurulabilecek hasta sayısı ya oldukça sınırlı tutulmak zorunda ya da çok büyük çağrı merkezleri oluşturulmak zorunda kalınmaktadır.

Örneğin klinikte 1000 hasta olduğunu varsayarsak. Her hasta günde üç kez ölçüm yaparsa bu; günde 3000 ölçüm demektir. Bir hemşirenin telefon ile semptom sorgusu yapması. Yaklaşık 3 ile 7 dakika arasındadır. Bunu ortalama 5 dakika olarak alırsak günde 15000 dakikalık bir telefon konuşması karşımıza çıkar ve bu ciddi bir kurumun kaliteden ödün vermeden karşılaması mümkün olmayan bir çağrı trafiğidir.

Bu yüzden daha pratik ve kullanılabilir yöntemler araştırılmaya devam edilmiştir.

3. Nesil Tele Sağlık sistemleri

3.Nesil telesağlık sistemlerinin kullanımına başlanması ile evde yapılan vital ölçümler yine bluetooth aracılığı ile bilgisayar, tablet veya akıllı telefonlara aktarılarak bu cihazlar üzerinde ölçümden sonra semptom sorgulama formu sayfası elde etmeyi başardık, hasta ölçümlerini yaptıktan sonra bilgisayar, tablet ya da akıllı telefonundan bu formu doldurarak klinik sunucularına göndermeye başlandı. İşte bu beklenen sonuçtu. Klinikteki çağrı merkezlerinin üzerindeki yük alınıp hastadan hem ölçümler hem de semptom sorguları alındığı için, zamanında etkin ve sonuca ulaşılır veriler elde edilmişti. Ancak bu yöntemde iki sorun ile karşılaşıldı birinci sorun. İleri yaştaki hastalara bu sistemi kullandırabilmek imkansızdı. İkinci ve en ciddi sorun ise; sistem kurulduktan çok kısa bir süre sonra virüsler, sistem çökmeleri, cihaz tanımlama sorunları ve daha bir çok bilgisayarlara özgü problemler yüzünden klinikler birer bilgisayar servis hizmeti veren kurumlar haline geldiler. Karşılaşılan bu sorunlar Bizi 4. Nesil telesağlık sistemleri konusunda Yeni Ar-Ge projelerine yönlendirdi.

Adres:

GOSB Teknopark, 1.Hibrit Blok, 1.Ünite Gebze/Kocaeli

Contact Info

Phone: +902169700081